25 Şubat 2009 Çarşamba

Kartepe

Sabah erkenden beyleri kaldırdım
Uzun zamandır geç saatlerde kalkmaya alışmışlardı pazar sabahı bu kadar erken kalkmak zor geldi beylere
Kahvaltı sofrasına birkarış asık suratla ve söylene söylene oturdular
Neymiş efendim niye gidiyormuşuz evde otursak olmazmıymış da bilmem neymiş de her zamanki hikaye....
Acele yapılan kahvaltı sonrası saat 10'da Kartal gişelerinden otobana giriş yaptık
Yolculuk Kartepe'ye.....

Biz evden çıkarken yağmur yeni başlıyordu ama yol boyu bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyordu
Yağmuru gören Emin hadi dönelim demeye başlasa da işe yaramadı biz yola devam ettik
Kahvaltımızı yapıp yola çıktığımız için dönüşte yemek yeriz diye düşündük
İlk durak Kartepe green park otelin pisti oldu
Arabadan indiğimiz an bizi müthiş bir soğuk ve yağmur karşıladı
Kayak pistine ulaşıncaya kadar biz zaten ıslanmıştık
Teleferiğe bindiğimiz de ben çığlık çığlığa bağırıyordum
Yükseklik korkum var birde fırtına bize eşlik edince benden başka bir şey beklenmez
Birde teleferik için bilet alırken görevliye sordum eğer uzun tur yapılıyorsa ondan alacaktım yağmurdan dolayı uzun tur kapalıymış...hamdolsun kapalı yoksa ben ona da biner sonra da indirin beni diye bağırırdım
Furkan geçen hafta ayağını incitmişti ben kayak yapmam,dedi
Salih zaten leğen kemiğini kırdığından beri tehlikeli tüm sporlardan uzak duruyor
Ben deli cesaretine sahip olsam da ayaklarımdan olmayım diye kayaktan bu sefer uzak durdum
Emin de ben yalnız kayak yapmam, dedi bizde kızak kiraladık
En uç noktaya kadar tırmanıp tepeden aşağıya doğru zevkli bir çok iniş yaptık
Pist alanı oldukca kalabalıkdı
Kızaklardan düşeni mi ararsınız
İlk kez kayak yapmaya çalışan acemileri mi ararsınız
Kızak kiralamak yerine naylon poşeti kızak yerine kullananı mı
Ne ararsanız vardı piste
Hali vakti oldukca iyi olduğu belli olan iki bayanın dağa kibar tırmanışlarını izlerken ben çok güldüm
Gitmişler birer tane kızak kiralamışlar ama daha kendileri karda yürüyemiyor birde kızaklı halleri görülmeye değerdi
Fazla kibarlık eğlenceden mahrum ediyormuş insanı kızağa bile binemeden pistten ayrıldılar gariplerim:)

Sırıl sıklam olduğumuz için biz hemen dönüşe geçtik

Beyler hiç arabadan inmese de ben Maşukiye'de indim pazardan sebze alışverişi yaptım
Hemen pazarın yanındaki küçük ama çok temiz olan Abaza çerkezlerinden olan bir beyin dükkanından çerkez peyniri, isli peynir, köy ekmekleri falan aldım
Ekmek yeni yapılmış sıcacıkdı
Daha arabaya bindiğim an beyler ekmeğe saldırınca hareket etmeden tekrar gidip hem köy ekmeğinden hemde mısır ekmeğinden aldık
İzmit'e gidip de pişmaniye almadan dönmek olmazdı.....

Hepimiz için farklı ama eğlenceli bir gün oldu

Eğer günü birlik kartepe'ye gitmek isterseniz yanınıza yedek kıyafetler almayı unutmayın
Kar kıyafetleri otelde kiralanıyormuş -biz dönerken farkettik- mümkünse birer tane kiralamak iyi olur
Sabah kahvaltısını evde yapmak yerine biraz erken yollara düşüp yol kenarındaki küçük/büyük restoranlardan herhangi birinde köy kahvaltısı yapabilirsiniz
Yok biz kahvaltımızı evde yapalım derseniz de otele ulaşmadan önce yemeğinizi yerseniz iyi oluyor

Biz Allah izin verirse en kısa zaman da tekrar gideceğiz
Ben giderken kızak yerine kırık bir leğen bulacağım onunla kayacağım:))

Eve döndüğümüz de dönerken aldıklarımla yemek hazırladım
Yemekten sonra karşıya geçmem gerekti
Eve gelir gelmez de çay demledim veee ben artık giderim mis gibi çayımı içerim abicim:)

Selametle

Not; bu yazı 08.02.2009 tarihinde yazılmıştır.İş sebebiyle ancak bugün yayınlayabiliyorum affola:)






































Bir pazar günü

İki hafta önce bir pazar günü güzel bir kahvaltıyla güne başlamıştık.
Emin,sadece kahvaltıda bizimle birlikteydi.
Kahvaltıdan sonra arkadaşlarıyla birlikte emin dışarı çıktı
Alenin geri kalan üyelerine amcamda katılarak hep birlikte ikindiden sonra Eyüp Sultan hazretlerini ziyarete gitmiştik.Her zamankinden daha uzun Eyüp'de kaldık
Eve dönerken makinamda güzel bir kaç fotoğraf gönüllerimizde tatlı bir huzur vardı.....

Ailece geçirdiğimiz bir pazar gününün fotoğrafları alttadır:)

Selam ve sevgiyle










































Aşk Kokan İstanbul

Uzun zamandır bloga bir şey yazmadığımı farkettim.İş yerinde ufak bir değişiklik yapıyorum.Bu değişiklik için sürekli koşturuyorum stresli bir iş olmasına rağmen işin içinde sevdiğim şeyleri yapmaya da zaman bulabildiğim için çalışmak benim için keyifli hale geliyor.Fotoğraf çekmek benim için aşk gibi bir şey:) Kırık dökük bir makinayla bu aşkı yaşamak fazla keyifli olmuyor ama idare ediyoruz bir birimizi....

Ne zaman bir akşam vakti karşıya geçsem, yada çamlıcaya çıkıp bu şehre tepeden baksam ey İstanbul sana aşığım diyesim gelir

Hayatımdaki ufak değişiklikler vesilesiyle iki aşkımı da son günlerde doyasıya yaşıyorum.

Vapurla yolculuk ederken martılara ekmek atmanın tadını çıkarıyorum
Yağan yağmura, dondurucu soğuğa aldırmadan martılarla dans ediyoruz
Sıcak simit alıp bir bardak çay eşliğinde boğazın eşsiz güzelliğini seyrediyorum
Aşık olduğum şehrin bilmediğim yerlerine gidip yeni keşifler yapıyorum.
Anladım ki mutlu olmak bizim elimizde
Yorucu ve stresli bir dönemi, yapmaktan zevk aldığım şeyleri de dahil ederek keyifli hale dönüştürdüm Allah'ın izniyle....

Aşağıdaki fotoğraflar hafif yağmurlu bir İstanbul gününden geriye kalanlar....

İnşallah ilk fırsatta Aşk kokan bu şehrin ziyaret etmekten her daim mutlu olduğum,tarifi imkansız bir huzur bulduğum yere ait fotoğrafları paylaşacağım....Şimdi kısa bir mola:)



















Hakkımda