24 Eylül 2008 Çarşamba

Ne çabuk geçti bunca zaman?

Saçlarıma aklar düşmüş:)
Üç tel beyaz saçımı gördüğümde çok da güzel duygular hissettiğimi söyleyemeyeceğim
Henüz içimdeki çocuğu öldürmemistim, hala bir yanım çocuktu benim
Daha bir kaç hafta önce çocuklarla parka gidip kaydıraklardan kayıyordum
Çimlerin üzerinde yalın ayak futbol oynuyordum
Eve gelirken bizim sokagin cocuklarinin oynadigi futbol macina baliklama dalip toplara acemice vuruyor,
arabada, evde, iste rap muzigini acip cocuklarla sarkilara eşlik edip ritim tutuyordum
Pamuklu şeker alıp elimi yüzümü şekere bulayarak yemekten hala mutlu oluyordum
Hani derler ya çocukla çocuk, yaşlıyla yaşlı oluyor, diye bana uygun bir tanımdı ama; aynada gördüğüm üç tel beyaz saç kısa bir süreliğine moralimi bozmayı başardı
Ben artık 40 yaşına 5 kalmış biriydim:)
Oy oyyyy yakında 40 yaşında olacağım
Yok ya içimdeki o çocuk hep benimle kalsın istiyorum
Değişen ben değilim ki takvim yapraklarındaki sayılar
Takvim yaprakları yaşlanmakta olduğumu gösteriyormuş, çok da önemli olmamalıydı

Ya çocukları ne yapacaktım?
"Anne, bir yıl sonrasinda D.... ile görüşüyor olursak sizinle tanıştırmaya getireceğim" dediği an gerçeği gördüm
Daha dün kucağıma aldığım ufacık velet bugun boyumu geçmiş
Önceleri "öylesine" dediği kız arkadaşıyla "ciddi" bir ilişki yaşamaya başlamış da benimle tanıştıracakmış
Hayalleri arasında evlilik hiç yoktu
"benden torun falan beklemek gibi bir hayaliniz olmasın ben evlenmeyeceğim" diyordu
Yalanmış...Bende saf saf benim oğlum evlenmeyecek, diye kendimi kandırmışım

Tamam ya kabul ediyorum yaşlanıyorum
Saçlarıma düşmeye başlayan aklar
Büyüyen çocuklarım
Fiziksel değişiklikler
Daha bir çok şey yaşlandığımı söylüyor
Daha fazla direnmeyeceğim kabulleniyorum yaşlanıyorum
Yaşlanmak o kadar da kötü bir şey değildir herhalde
Çocuklarım evlenecek, kayınvalide olacağım
Emin'in arkadaşlarının dediği gibi benden olsa olsa "kaynana" olur:)
Diyorlarki; torun baldan tatlıdır yanından ayırmak istemeyeceksin
Benim tatlılarla aram pek iyi değildir:))
Çocuklar büyüsün, kendi ayakları üzerinde durmaya başlasın ben sevgili eşimle birlikte hayatımı yaşayacağım yaşlılığın keyfini çıkaracağım
Ölüme çeyrek kala birde torunla falan mı uğraşacağım kendi hayatımı yaşamak dururken:)

Ne çabuk geçti bunca zaman ?

23 Eylül 2008 Salı

Veletler

Emin



Furkan

Blog icin fotograflara bakarken Furkan kendi fotografini gorunce "anne Allah aşkına benim bu fotoğrafımı biraz ekler misin? bu halimi çok özlemişim" dediği için veletleri eklemeye karar verdim:)

Elestiri

Bugunlerde vakit buldukca okuyorum.
Kitap, gazete, internetten makaleler, yazilar, siirler ne bulursam durmaksizin okuyorum.
En cok sevdigim seylerden biridir okumak.
Okumak disinda yaptigim bir diger seyde konuşmak:)
Her akşam yemeğinden sonra saatlerce masadan kalkmadan sohbet etmemiz konuşmayı ne kadar çok sevdiğimin göstergesidir
Boş konuşmaları sevmiyorum.
Geyik muhabetlerine ayıracak zamanım yok benim.
Dün akşam doğru eleştiri yapma konusunda alıştırmalar yaptık.
Olumlu eleştiri sandvic metodudur bunu hayatımıza uygulamaya calisiyoruz.
Aile bireylerinin olumlu/olumsuz davranislarini bu metodu kullanarak anlatmaya çalıştık
İlk Furkan'dan başladık.
Bizimkiler ilk elestiri hakkini da bana verdiler sandvic metodunu en iyi uygulayan benmisim onlar benden kopya cekecekmis:)
Elestiriye once olumlu ve begendigim ozelliklerini anlatarak basladim.
Daha sonra olumsuz olan davranislarini "ama", "fakat" kelimelerini kullanmadan anlatmaya devam ettim.
Son olarakta bu olumsuz davranislarini degistirmesinin ona ve cevresine gelecekte nasil katkisi olacagini anlattim.
Eleştirimi bitirdiğim de Furkan "bak işte annem gibi beni elestirseniz, bende kendimi savunmaya almayacagim" dedi:)
Esim elestiri yaparken "ama", "fakat" kelimelerini ne kadar cok kullandigini farkedip "ben bu iki kelimeyi kullanmadan konusma yapamam" dedigin de "kendini sinirlama istersen cok da guzel bu kelimeleri kullanmadan konusma yapabilecegini ben biliyorum sende kendini sinirlamaktan vazgecip istersen yapabilecegine inan" dedim.
Biraz zorlansa da bu olumsuz iki kelimeyi kullanmayi azaltabildi, ilk aksam icin bence basariliydi.
Sıra Emin'e geldigin de ayni metodu kullanarak elestirilerde bulunduk.
Elestirilenlerin yuzunde en ufak olumsuz bir ifadeye rastlamadik hatta tebessum ederek dinleyip aramizda sakalar yaptik
Bu aksam elestirilere devam edecegiz.
Sira bana ve esime geldi.
Evdeki uc erkek benden cok sikayetci olacak biliyorum
Bende ona gore hazirligimi yapiyorum tabi benimle bas etmeleri biraz zor oluyor:)
Boyle bir sohbet ortaminin kisilere cok olumlu katkilari oluyor.
Yillar once dibe indigim donemlerde bir arkadasim surekli "altin camura dusmeyle degerinden bir sey kaybetmez" derdi bana
Bu yaziyi yazmamdaki sebep aslinda bu sozdur.
Evet,altin camura dusmeyle degerinden bir sey kaybetmiyormus.
Hepimiz insaniz hatalar yapabiliriz.
Secimlerimiz ve isteklerimiz sonucu yerlere atilip cignenebiliriz bu gibi durumlarda degersiz oldugumuzu baskalarinin da bizi degersiz gordugunu dusunebiliyoruz.
Fakat biz insan olarak hic bir zaman degerimizden bir sey kaybetmiyoruz
Yaşadığım olumsuz olaylar artık geride kaldı
Eğer Allah bizim geriye dönüp bakmamızı isteseydi gözlerimizi ensemize yapardi belkide:)Geçmişten alınması gereken dersleri alıp onumuze bakmaliyiz
Dun aksam aileme uzaktan baktigim da "Allah'im sana sukurler olsun boyle mutlu ve huzurlu bir aileye sahibim" dedim

Özlem

Varliğinda huzuru bulduğum
Yokluğunda zemheri soğunu hissettiğim
Sensiz bir derin boşluktayım
Gördüğüm, duyduğum her şeyde seni arıyorum
Yokluğun korkutuyor beni
Ya bir daha gelmezsen, bulamazsam seni
Halim ne olur?
Sensiz yetim cocuklar gibi boynum bükük
Sensiz bir yanim eksik
Sensizlik hüzün kokuyor
Varliginda kiymetini bilmedigim
Ey sevgili yeniden gel gir dünyama

11 Eylül 2008 Perşembe

İsraf


Fotograftaki guvercin bayat ekmeklerin uzerinde bana poz veriyor:) Her gun bu yere poset poset bayat ekmek getirip guvercinler icin dokuyorlar.
Sanirsinizki Eminonu, Yeni caminin onundesiniz o kadar guvercin gorursunuz burada.
Gecenlerde buranin hemen yanindaki bir binanin uzerine bir adam cikmis elinde cdlerden olusmus bir ip catida dusmemek icin caba sarfediyor.Bagirip cagiriyor sanirsiniz ki adam kafayi usuttu intihara kalkisti..Harbiden kafayi siyirmis artik guvercinler adami fena halde rahatsiz etmis olacak ki o cdleri ruzgarda ses cikarir guvercinlerin konmasina mani olur diye catiya iki direk arasinda baglamaya calisiyor. Adam bin bir guclukle cd ipini bagladi indi asagiya.Aradan biraz zaman gecti baktik guvercinler cd ipinin uzerinde gunesleniyor:)) Adam cileden ciksa haksiz mi? dusme tehlikesi atlatip baglamisti o ipi oraya sirf guvercinler gelmesin diye ama bizim akilli guvercinler ipi konaklama merkezi olarak kullanmayi tercih etti.
Bu guvercinler yazin susuz kaliyorlar diye benim sevgili esim dayanamadi gitti dunya bir para verip mermerden yalak yaptirdi.Ben olayi ogrendikten sonra bosa yaptirdigini cok gecmeden o mermerin ordan alinacagini dusundugumu soyledim.Beni yaniltmadilar 3. gun bizim yalagin yerinde yeller esiyordu:))
Aslinda bu guvercinleri dusundugumuz kadar cevremizdeki yoksul insanlari dusunsek ne iyi olurdu...
Tuketebilecegimizden fazlasini alip bayatlatip cope atmak yerine ihtiyacimiz kadarini alsak, yada bayatladiginda farkli yontemlerle yeniden tuketebilecegimiz duruma getirsek israf illetinden kurtulurduk. Fotograftaki ekmek yigini bir gunde olusan ertesi gune kadar kuslar tarafindan tuketilen ekmek israfini gozler onune koyuyor.
Aslinda guvercinler mi bize iyilik ediyor yoksa biz mi guvercinlere iyilik ediyoruz belli degil...

4 Eylül 2008 Perşembe

Ergenlik döneminden geçen yolumuz

Hayat denen bu yolculukta ergen çocuk annesi olmanın zorluklarını yaşadığım bir yoldan geçiyorum.

Bu yol oldukca zor ve çetin

Bu yolu gecmek için kesinlikle yardım gerekiyor.Buna gücünüz yoksa Peygamber sabrına ihtiyaç duyuyorsunuz

Daha geçen yıla kadar ne güzel bizim ergenlik sorunlarımız olmayacak, diye sevinirken sevgili oğlum bir yıldır resmen canıma okuyor.

Bana veya babasına karşı herhangi bir saygısızlığı henüz olmadı ama bu ileride olmayacak anlamına gelmiyor.

Yaşadığım ve şikayetci olduğumuz sorunlardan biraz bahsedeyim:)

Sorunlara sebep olan zatı muhterem anadolu lisesi öğrencisidir.Kendisi cevresinde beğenilen bir fiziğe sahip olunca pesindeki kizlar kacmasin diye dersleri kaçırıp ilk dönem yazılılarında 7 zayıfla karşımıza çıkmıştır.Tüm okul hayatı boyunca derslerine giren öğretmenlerin hepsinin genel düşüncesi "zehir gibi zekaya sahip biri" bu sözleri doğrular ve 7 zayıftan ilk karnemizde 1 zayıfa kadar düşürür ve bunu bir aylık çalışma sonrası gerçekleştirir...Kendisi tuttuğu takım olan galatasaray gibidir...Önce bir gol yer sonra aklı başına gelir saldırır maçı kazanmak için...İkinci dönemde pek parlak bir dönem geçirdiğimizi söyleyemem...Yıl sonu ortalamasında 2 zayıfla sorumlu bir üst sınıfa atlamıştır kendisi...

Bu yıl aklı başına gelen anne/baba olarak evde bazı kurallar alma zorunluğunu hissettik.Biz bu yaşadığımız süreç içerisinde televizyon, bilgisayar ve cep telefonu denen muhteşem üçlünün bir insanın hayatını nasıl yavaş yavaş mahvedeceğini çok iyi anladık.Mümkün olduğunca bu üçlüyü çocuklardan uzak tutmamız konusunda fikir birliğine vardık anne/baba olarak.

Cuma ve Cumartesi gunleri disinda aksamlari evde muhteşem üçlünün kullanımını yasakladık.Gün içinde herhangi bir kural yok.Tabi beklediğimiz gibi sevgili oğlumuz çok sert bir şekilde ilk kez bize karşı geldi.Bu kuralı çok saçma buldu:) Şuan hala kurala uymamak için direniyor ama kabullenmekten başka seçeneği yok.

Eskiden bu üçlü var mıydı? Hayır.

Yaşanmıyor muydu? gayet güzel yaşıyorduk.

Şimdi hemen her evde bu üçlüye tutsak yetişkinler ve gençler görüyoruz.Hadi üçünü birden kullanmıyoruz, diyelim ama en azindan televizyonun karşısında tükenen hayatlar yaşamıyor muyuz?

Kendi adıma cevaplamam gerekirse kullandığım sadece bilgisayar, onunda bir dönem bağımlısı olan ama sonra bu bağımlılığın farkına varıp kabullenen, şimdilerde bu bağımlılıktan kurtulmuş biri olarak diyebilirim ki BU ÜÇLÜ OLMADAN HAYAT ÇOK DAHA ANLAMLI VE GÜZEL YAŞANIYOR

Biz biraz geç kaldık ama henüz çocuğu küçük olan annelere önerim; akşamları ne olursa olsun televizyonu,bilgisayarı ve cep telefonlarınızı kapatın....Bunların yerine ailece bir kitap okuyabilirsiniz.Bu kitap hakkında düşüncelerinizi paylaşabilirsiniz.Okuduğunuz kitaplari yarıda bırakıp çocuğunuzun tamamlamasını sağlayıp hayal dünyasını geliştirebilirsiniz.Satranç, kızma brader gibi oyunlar oynayabilirsiniz.Bu oyunlar çocuğunuzun özgüvenini kazanmasında yardımcı oluyor.
Ve mutlaka ama mutlaka çocuğunuzun bir spor dalıyla ilgilenmesini sağlayınız.Spor çocukların içinde biriken enerjilerini dışarı atmalarına yardımcı oluyormuş.En önemlisi çocuğunuzun arkadaş seçimine dikkat ediniz.Sizin özenerek büyüttüğünüz, koruyup kolladığınız yavrunuz gün gelip yanlış arkadaşlıkların kurbanı olmasın.

Şuan bu yolun başındayım.Biliyorum bir gün bu yolunda sonu gelecek ve ben diliyorum bu yolu en az hasarla geçeriz.Yolun sonunda yeniden eski başarılı oğluma kavuşmayı istiyorum

Hakkımda