12 Aralık 2008 Cuma
Bir kaç fotoğraf
Yuvacık gezisi
Geçen yaz gittiğimiz Yuvacık gezisinden aklımda kalanlar ve fotoğrafları nihayet paylaşıyorum
Ben eraslan tatil köyünü görmeyi istemiştim ama girişini sonradan farkedince arabaların geldiği tarafta da mutlaka birşeyler vardır diye yolun bizi götürdüğü yere kadar gitmeye karar verdik.Yolun sonunda bizi şelale alabalık tesisi bekliyormuş:) Ben doğal olan her şeyi seviyorum.Salaş yerler daha çok hoşuma gidiyor ama sevgili eşim böyle yerlerden hiç hoşlanmıyor, beğenmiyor yinede beni memnun etmek için katlanıyor.Aslında piknik alanı olarak kullanılıyor ama isteyene yemek ve çay serviside yapılıyor.Balıklar yan tarafınızdan alınıp isteğinize göre kızartılıyor yada kiremitte pişiriliyor.Çaylar demlikle masanıza isteğinize göre getiriliyor.Eğersizde sevgili eşim gibi börtü böcekten uzak bir yerde yemeğinizi yemekten hoşlanan biriyseniz pek keyif almazsınız.Ama benim gibi nerde yediğini önemsemeyen yapılırken temiz olsun yeter diyenlerdenseniz şelaleden akan suyun ve börtü böcek seslerini dinlerken yem yeşil bir ortamda yemeğinizi yerken inanılmaz keyif alabilirsiniz.
Yol kenarında sabah toplanmış armutlar almanız için sizi davet ediyor.
Benim veletler Akşam yemeği için hiç bir yere uğramayalım doğru eve gidelim dediğinde babaları benim gönlümü hoş tutmak için Yuvacık yoluna girdiğinde biraz mızmızlansalarda şelaleden akan suyun uzerindeki kayalarda oldukca çok eğlendiler.

Ben eraslan tatil köyünü görmeyi istemiştim ama girişini sonradan farkedince arabaların geldiği tarafta da mutlaka birşeyler vardır diye yolun bizi götürdüğü yere kadar gitmeye karar verdik.Yolun sonunda bizi şelale alabalık tesisi bekliyormuş:) Ben doğal olan her şeyi seviyorum.Salaş yerler daha çok hoşuma gidiyor ama sevgili eşim böyle yerlerden hiç hoşlanmıyor, beğenmiyor yinede beni memnun etmek için katlanıyor.Aslında piknik alanı olarak kullanılıyor ama isteyene yemek ve çay serviside yapılıyor.Balıklar yan tarafınızdan alınıp isteğinize göre kızartılıyor yada kiremitte pişiriliyor.Çaylar demlikle masanıza isteğinize göre getiriliyor.Eğersizde sevgili eşim gibi börtü böcekten uzak bir yerde yemeğinizi yemekten hoşlanan biriyseniz pek keyif almazsınız.Ama benim gibi nerde yediğini önemsemeyen yapılırken temiz olsun yeter diyenlerdenseniz şelaleden akan suyun ve börtü böcek seslerini dinlerken yem yeşil bir ortamda yemeğinizi yerken inanılmaz keyif alabilirsiniz.
Yol kenarında sabah toplanmış armutlar almanız için sizi davet ediyor.
Benim veletler Akşam yemeği için hiç bir yere uğramayalım doğru eve gidelim dediğinde babaları benim gönlümü hoş tutmak için Yuvacık yoluna girdiğinde biraz mızmızlansalarda şelaleden akan suyun uzerindeki kayalarda oldukca çok eğlendiler.
17 Kasım 2008 Pazartesi
Hayrettin Karaca Arboretumu
Bugün özel nedenlerle işe gitmedim.Hazır evimdeyim vaktimde varken fotoğrafları düzenleyim dedim.Fotoğraflarla ilgilenirken bu yaz gittiğimiz Hayrettin Karaca Arboretumunda çektiğim fotoğrafları bloga ekleyim, dedim:)
Ağaç isimlerini not almadığım için hatırlayamadım.İlk fırsatta tekrar gidip görmeyi istediğim bir yer.....
Nasıl gidiliyor?
Biz İzmit üzerinden Yalovaya gitmeyi tercih ettik.İsteyen Feribotla Yalovaya geçip ordan ulaşabilirler.
Detaylı bilgiye bu linkten ulaşabilirsiniz http://www.ntvmsnbc.com/modules/yakinyerler/yalova.asp
Biz Yalova'dan dönerken akşam yemeği için Yuvacık'a gitmiştik..Yuvacık ile ilgili fotograflari da bir sonraki yazimda ekleyecegim insallah.Simdilik kisa bir kahve molasi....




Bu ağacın yaprakları çay gibi demlenip içildiğinde zakayı geliştiriyormuş.Çok fazla içildiği zaman ise ölümle sonuçlanabiliyormuş.
Japon evlerinin mimarisine esin kaynağı olan ağaç yaprağı
Sarkık sedir ağacı.
Çiçeklerinden dolayı fırça ağacı olarak tanınıyor
Bana bu ağaç çok ilginç geldi.Dıştan normal bir ağaç gibi olsa da aşağıdaki fotoğrafta olduğu gibi yaprakların altına baktığınızda dalların saç örgüsü gibi olduğunu göreceksiniz
Dallar üçlü olarak büyüyor ve zamanla saç örgüsü halini alıyormuş
Osmanlı döneminde bu ağaç saray bahçelerinde aydınlatma için kullanılıyormuş.Yanlış hatırlamıyorsam sakız ağacı olarak da biliniyor..
Bu ağaç ise kendisini tehlikede hissettiği zamanlarda üzerini mavi bir tabakayla kapladığı için iki renkli yapraklara sahip.Gün ışığını tehlike olarak görüyor ve ışık alan dallar mavi renklere sahip ışık almayanlarsa yeşil....Elinizle biraz ovduğunuz zaman dalların gerçek rengi olan yeşili görebiliyorsunuz
Ağaç isimlerini not almadığım için hatırlayamadım.İlk fırsatta tekrar gidip görmeyi istediğim bir yer.....
Nasıl gidiliyor?
Biz İzmit üzerinden Yalovaya gitmeyi tercih ettik.İsteyen Feribotla Yalovaya geçip ordan ulaşabilirler.
Detaylı bilgiye bu linkten ulaşabilirsiniz http://www.ntvmsnbc.com/modules/yakinyerler/yalova.asp
Biz Yalova'dan dönerken akşam yemeği için Yuvacık'a gitmiştik..Yuvacık ile ilgili fotograflari da bir sonraki yazimda ekleyecegim insallah.Simdilik kisa bir kahve molasi....
11 Kasım 2008 Salı
Mihribat Korusu
Ben bu pazar gününü çok sevmeye başladım
Furkan dersaneye gittiği için saat 15'e kadar evdeyiz daha doğrusu ben evde yalnız kalıyorum
Sevgili eşim Furkan'i dersaneye birakiyor sonra
Emin ile birlikte bilardo oynamaya gidiyorlar
Dün bende bilardo oynamaya gideyim diye düşündüm sonra vazgeçtim
Bizimkiler gelinceye kadar ben evin keyfini çıkardım
Furkan'i almaya hep birlikte gittik
Ordan organik ürünler satan bir yer vardı ona uğrayacaktık ama trafik yoğun olunca biz doğru
Anadolu Hisarina gidelim diye yolumuzu değiştirdik
Furkan kaleleri görmek istiyordu ama malesef anadolu hisarina ya giriş yoktu yada biz göremedik
Zaten araba park etmek mümkün değildi mihribat korusuna gidelim dedik
Manzarası oldukca güzel bir mekan mihribat korusubiz restorandaki hizmeti beğenmedik
Çocuklar pasta ile kola istedi önce pasta geldi aradan 10 dakika sonra kolayi getirdiler
Çaylar gelinceye kadar soğumuştu
Nargileyi hazırlamaları en az yarım saat sürdü beklemekten sıkıldık
İlk kez nargile içtim:)
Daha doğrusu denedim ama beğenmedimben mümkünse böyle zararlı şeyleri almayım
Akşam dönüşte Kartal balık pazarına uğradık
Bu balıkcıları seviyorum ben
Ama en çok sebze tezgahı hoşuma gidiyor
Akşam Furkan, et sevmiyorum diye benim nasıl bir insan olduğumu sorguluyor:)
Akşam yemeğinden sonra da ilk kez tiramisu yaptım
İlk deneme olarak fena olmadı ama benim çikolata/kakaolu yiyeceklerle de aram pek olmadığı için muhteşem bir lezzet diyemiyeceğim
Hava fotoğraf çekmek için muhteşem bir gökyüzü ziyafeti sunuyordu bizlere
Ama benim makina ile ve arabada giderken ancak bu kadar fotoğraf çekebildim
Fotoğraflardan birinde iki bulut kümesinin ortasında duran küçük bulutu ben kalbe benzettim
Çocukluğumdan kalma bir alışkanlık benimkisi
Bulutları bakarken sürekli bir şeylere benzetiyorum
Gül olan fotoğraf ise bizim aileyi temsil ediyor:)
Açmış iki gül sevgili eşim ve ben
Üstteki açmak üzere olan gül Emin
Alttaki tomurcuk olan da Furkan
Bizimkilerede böyle anlatınca bana gülüyorlar
Bir pazar günü daha böyle yaşandı ve bitti
Ömür sermayesinden bir günü daha harcadık

Furkan dersaneye gittiği için saat 15'e kadar evdeyiz daha doğrusu ben evde yalnız kalıyorum
Sevgili eşim Furkan'i dersaneye birakiyor sonra
Emin ile birlikte bilardo oynamaya gidiyorlar
Dün bende bilardo oynamaya gideyim diye düşündüm sonra vazgeçtim
Bizimkiler gelinceye kadar ben evin keyfini çıkardım
Furkan'i almaya hep birlikte gittik
Ordan organik ürünler satan bir yer vardı ona uğrayacaktık ama trafik yoğun olunca biz doğru
Anadolu Hisarina gidelim diye yolumuzu değiştirdik
Furkan kaleleri görmek istiyordu ama malesef anadolu hisarina ya giriş yoktu yada biz göremedik
Zaten araba park etmek mümkün değildi mihribat korusuna gidelim dedik
Manzarası oldukca güzel bir mekan mihribat korusubiz restorandaki hizmeti beğenmedik
Çocuklar pasta ile kola istedi önce pasta geldi aradan 10 dakika sonra kolayi getirdiler
Çaylar gelinceye kadar soğumuştu
Nargileyi hazırlamaları en az yarım saat sürdü beklemekten sıkıldık
İlk kez nargile içtim:)
Daha doğrusu denedim ama beğenmedimben mümkünse böyle zararlı şeyleri almayım
Akşam dönüşte Kartal balık pazarına uğradık
Bu balıkcıları seviyorum ben
Ama en çok sebze tezgahı hoşuma gidiyor
Akşam Furkan, et sevmiyorum diye benim nasıl bir insan olduğumu sorguluyor:)
Akşam yemeğinden sonra da ilk kez tiramisu yaptım
İlk deneme olarak fena olmadı ama benim çikolata/kakaolu yiyeceklerle de aram pek olmadığı için muhteşem bir lezzet diyemiyeceğim
Hava fotoğraf çekmek için muhteşem bir gökyüzü ziyafeti sunuyordu bizlere
Ama benim makina ile ve arabada giderken ancak bu kadar fotoğraf çekebildim
Fotoğraflardan birinde iki bulut kümesinin ortasında duran küçük bulutu ben kalbe benzettim
Çocukluğumdan kalma bir alışkanlık benimkisi
Bulutları bakarken sürekli bir şeylere benzetiyorum
Gül olan fotoğraf ise bizim aileyi temsil ediyor:)
Açmış iki gül sevgili eşim ve ben
Üstteki açmak üzere olan gül Emin
Alttaki tomurcuk olan da Furkan
Bizimkilerede böyle anlatınca bana gülüyorlar
Bir pazar günü daha böyle yaşandı ve bitti
Ömür sermayesinden bir günü daha harcadık
23 Ekim 2008 Perşembe
Kırgınım
Sevdiğim, değer verdiğim bir kaç insana kırgınım
Tavşan ile dağ misaliyiz:)
Paylaşmıyorum kırgınlığımı
Ben kendi kırıklarımı tamir edebilirim, bunu yapabilecek gücüm var
Ya sonra?...
ne kadar tamir edersem edeyim kırılan parçalarımın izini silebilir miyim yüreğimden
Çok acımasızca yaşıyoruz hayatı
Ve birazda bencilce
Hep kendi mutluluklarımız, kendi istek ve arzularımız ön planda
Hayatımıza birilerini dahil ediyoruz
Önce her şey çok güzel ilgi ve sevgi dolu zamanlar paylaşıyoruz
Sonra bir şeyler değişiyor eskisi kadar ilgimizi ve sevgimizi göstermez oluyoruz
Ne hayatımızdan çıkarıyoruz nede hayatımıza dahil ediyoruz
Siz şöyle bir kenarda sessizce durun, eğer bir gün sevgi ve ilgiye ihtiyaç duyarsak, yanımızda kimseyi bulamazsak sizi tekrar hayatımıza dahil ederiz, diyoruz davranışlarımızla
Haksızlık etmiyor muyuz karşımızdakine?
Hayatımızdaki en değerli insandan başlayıp en değersiz insanlara kadar inelim ve soralım kendimize "bugün bu insanin son günü olduğunu bilsek karşımızdaki kişiye hala aynı davranir miyiz?"
Çok azımız "evet" cevabını verecektir
Cevabı "hayır" olanlar Azrail ile aramızda sıkı bir dostluk mu var? kimin ne zaman canını alacağını bizimle mi paylaştıda bu kadar rahatız.....Yada Azrail hayatımızdaki insanlari (değerli değersiz farketmez) almaya gelmeden bize haber mi verecek sanıyoruz?
Lütfen bir iyilik yapalım hem kendimize hemde hayatımızdaki herkese....O bir kenarda ihtiyacımız olduğu anlarda hayatımıza dahil etmek için beklettiğimiz insanları ya dahil edelim hayatımıza yada yüreklice çıkıp konuşalım artık hayatımızda bir yerleri olmadığını.....
Bizim için önemsiz olabilirler ya onlar için biz çok önemli ve değerliysek? öyle bir kenarda beklemek onların yüreğini her geçen gün biraz daha yaralıyorsa....Mutsuzluklarına sebep oluyorsak? Bencilce davranmış olmuyor muyuz?
Lütfen bir iyilik yap bana...Eğer senin hayatında bir kenarda duranlar listesinde adım varsa ya dahil et hayatına yada özgür bırak beni...İnan hayatında bir yerimin olmadığını duymak bir kenarda bekletilmekten daha az acıtır yüreğimi.....
Tavşan ile dağ misaliyiz:)
Paylaşmıyorum kırgınlığımı
Ben kendi kırıklarımı tamir edebilirim, bunu yapabilecek gücüm var
Ya sonra?...
ne kadar tamir edersem edeyim kırılan parçalarımın izini silebilir miyim yüreğimden
Çok acımasızca yaşıyoruz hayatı
Ve birazda bencilce
Hep kendi mutluluklarımız, kendi istek ve arzularımız ön planda
Hayatımıza birilerini dahil ediyoruz
Önce her şey çok güzel ilgi ve sevgi dolu zamanlar paylaşıyoruz
Sonra bir şeyler değişiyor eskisi kadar ilgimizi ve sevgimizi göstermez oluyoruz
Ne hayatımızdan çıkarıyoruz nede hayatımıza dahil ediyoruz
Siz şöyle bir kenarda sessizce durun, eğer bir gün sevgi ve ilgiye ihtiyaç duyarsak, yanımızda kimseyi bulamazsak sizi tekrar hayatımıza dahil ederiz, diyoruz davranışlarımızla
Haksızlık etmiyor muyuz karşımızdakine?
Hayatımızdaki en değerli insandan başlayıp en değersiz insanlara kadar inelim ve soralım kendimize "bugün bu insanin son günü olduğunu bilsek karşımızdaki kişiye hala aynı davranir miyiz?"
Çok azımız "evet" cevabını verecektir
Cevabı "hayır" olanlar Azrail ile aramızda sıkı bir dostluk mu var? kimin ne zaman canını alacağını bizimle mi paylaştıda bu kadar rahatız.....Yada Azrail hayatımızdaki insanlari (değerli değersiz farketmez) almaya gelmeden bize haber mi verecek sanıyoruz?
Lütfen bir iyilik yapalım hem kendimize hemde hayatımızdaki herkese....O bir kenarda ihtiyacımız olduğu anlarda hayatımıza dahil etmek için beklettiğimiz insanları ya dahil edelim hayatımıza yada yüreklice çıkıp konuşalım artık hayatımızda bir yerleri olmadığını.....
Bizim için önemsiz olabilirler ya onlar için biz çok önemli ve değerliysek? öyle bir kenarda beklemek onların yüreğini her geçen gün biraz daha yaralıyorsa....Mutsuzluklarına sebep oluyorsak? Bencilce davranmış olmuyor muyuz?
Lütfen bir iyilik yap bana...Eğer senin hayatında bir kenarda duranlar listesinde adım varsa ya dahil et hayatına yada özgür bırak beni...İnan hayatında bir yerimin olmadığını duymak bir kenarda bekletilmekten daha az acıtır yüreğimi.....
22 Ekim 2008 Çarşamba
Hatice
Bir çok arkadaşım için hissettiklerimi dealarca yazmışımdır ama Hatice için ilk kez yazıyorum
4-5 Yıl öncesine dayanır tanışmamız
İnternette tanıştık kendisiyle
Yine internette tanıştığım Ülkü ve Nurcan arkadaşımla evinde Hatice'yi ziyaret etmiştik.
Bana Hatice'yi soranlara "içi dışı birdir, birinin arkasından konuşmaktansa pat diye yüzüne söyler bu yüzden onu çok severim" diye anlatmaya başlarım
Hatice'yi ilk görenler biraz soğuk bulabilir ama konuşmaya başladığınız an sıcaklığını hissedersiniz.
Yardımsever insanlardan biridir
Günümüzde bir çok insanın kompleksleri vardır ama Hatice bunlardan kendini arındırmış bir insandır, bu özelliğini severim
Böyle bir blog fikrini bana verende Hatice'dir
Eğer o yüreklendirmeseydi yapmazdım böyle bir şeyi
Dosta giden yolculuğumda güzel bir renktir Hatice
Çok teşekkur ediyorum Haticem
Hayatıma kattığın her şey için...........
İyiki Varsın......
4-5 Yıl öncesine dayanır tanışmamız
İnternette tanıştık kendisiyle
Yine internette tanıştığım Ülkü ve Nurcan arkadaşımla evinde Hatice'yi ziyaret etmiştik.
Bana Hatice'yi soranlara "içi dışı birdir, birinin arkasından konuşmaktansa pat diye yüzüne söyler bu yüzden onu çok severim" diye anlatmaya başlarım
Hatice'yi ilk görenler biraz soğuk bulabilir ama konuşmaya başladığınız an sıcaklığını hissedersiniz.
Yardımsever insanlardan biridir
Günümüzde bir çok insanın kompleksleri vardır ama Hatice bunlardan kendini arındırmış bir insandır, bu özelliğini severim
Böyle bir blog fikrini bana verende Hatice'dir
Eğer o yüreklendirmeseydi yapmazdım böyle bir şeyi
Dosta giden yolculuğumda güzel bir renktir Hatice
Çok teşekkur ediyorum Haticem
Hayatıma kattığın her şey için...........
İyiki Varsın......
20 Ekim 2008 Pazartesi
Pazar Kahvaltısı
Bugünlerde biraz keyifsiz olduğum için ve araba serviste olduğundan evden işe, işten eve gidip geliyorum.Bu pazar kahvaltısı için çocuklara güzel bir sofra hazırlamayı istedim.Gece yarısı kalkıp paskalya ve kurabiye yaptım.Saat 3 gibi hazırlıklarım bitti.Bir fincan yorgunluk cayi yaptim kendimde ve sabahın o saatinde sıcak sıcak iki kurabiye yedim:) Sabah beyler yaptıklarımı görünce şaşırdılar ve mutlu oldular.
Fındıklı elmalı kurabiye (başka bir adı var ama unuttum)
12 Ekim 2008 Pazar
Osmaniye2
Osmaniye doğup büyüdüğüm yerdir
İnsanları sıcak kanlıdır
Misafir perverdir
Her gittiğimde biraz daha geliştiğini gözlemliyorum gelecek nesillerin çok daha iyi şartlarda yaşayacağına dair umut verici bir gelişmedir bu
Trafiğine çıktığınızda İstanbul trafiğini mumla ararsınız
Yayalar çok az olan kaldırımlarını nadir kullanır
Yolun ortasında yürüyen yayalara rastlamak sıradan bir olaydır
Yayaların aniden önünüze çıkma ihtimaline karşı heran hazırlıklı olmanız gerekiyor
Bir diğer hazırlık yapmanız gerekense motorsiklet ve bisikletli sürücülerdir
Arabadan daha çok bisiklet ve motorsiklet ile trafiği paylaşırsınız
Kurallar Osmaniye de çiğnenmek için konulmuştur
Uydukları tek kural trafik ışıklarıdır
Bunca zamandır kırmızı ışıkta geçene henüz rastlamadım
Evler genelde sıvasızdı ama artık bu konuda bayağı bir ilerleme kaydedilmiş
Çok lüks evler yapılmış
Bu da şehrin biraz daha düzenli görünüme sahip olmasını sağlamış
Gezip görülecek çok fazla yeri yoktur en fazla iki günde tüm şehir gezip görülebilir
Benim gibi birinin yaşaması biraz zordur
Antep, Adana, Maraş gibi komşu illere gidip gelmekten ailem maddi manevi perişan olurmuş:)
Şimdi 4 günlük Osmaniye ziyaretimde bayramlaşma faslı dışında neler yaptım birazda onları yazayım
Bisiklet sürmeyi bu sefer öğreneceğim diye inat ettim
Bisikletten bir kere fena düştüm.Ben altta bisiklet benim üzerimde offf ayağım, diye bayağı sızlandım ama sonra kalktım yine devam ettim
Şuan hala bacaklarımda düştüğümde oluşan hasarı gördükce deli cesaretime hem gülüyorum hemde hayret ediyorum
Çocukların maskarası oldum ama olsun sonunda öğrendim azda olsa:)
Düşe kalka 100 metre kendi cabamla gidebilmeyi başardım
Hala/teyze ayıp ya her geldiğinde öğreneceğim diye biniyorsun ama hala öğrenememişsin, diye halime güldükce yiğenlerim, benden fırçayı yediler
Sonra motorsiklete bindim
bunu gören yiğenlerim sen bisikleti sürmeyi öğrendin de sıra buna mı geldi, diye takılmaya başladılar
Birazda araba kullandım
Mustafa'nın dediğine göre direksiyon hakimiyetim oldukca iyiymiş
Ehliyeti ilk aldığım da hocalarda aynı şeyi söylüyordu kimse benim hayatta ilk kez araba kullandığıma inanmamıştı
Otomatik vitesi nasıl kullanacağımı anlatmayan sevgili eşimin de katkısıyla adamın birini ezmekten son anda kurtulunca korkudan arabaya binemez oldum o ayrı mesele ama yakında trafiğe çıkacağım,
Allah'ın izniyle ben bu korkumuda yenerim
Mezarlıktaki akrabaların hepsini ziyaret edip hal hatır sorma, geçmiş günleri yad etme faslı uzayınca sıkılan yiğenlerim Mustafa'nın arabasının bagaj kapısını yukarı kaldırıp bagaja oturarak ziyeretleri gercekleştirmeye başladı
Onlara heveslendim aranızda bana da yer açın geliyorum, dedim:) Çocuklar nasıl seviniyorlar tabi ben onlardan daha çok seviniyordum
Annem, kardeşlerim, kuzenlerim "kırk yaşına gelsen de sen akıllanmayacaksın, hiç mi büyümeyeceksin in aşağı ayıp" deselerde kim takar
Arabanın arkasında beni görenler dönüp dönüp bakıyordu ama harbiden zevkli birşey
Tamam kabul ediyorum çocukca bir şey ama olsun bayram sebebiyle benim de çocukca şeyler yapma hakkım vardı:)
Yediklerime geleyim:)
Çocukluğumda kahvaltılık zahter yemesini çok severdim.
Antepli bir komşumuz vardı onlar vesilesi ile zahter ile tanışmıştım
Yine yıllar sonra yediğim bir başka güzel tat ise kabak çiçeği dolmasıydı
Gerçi annem pişirirken ocağın ateşini kısmayı unuttuğu için dolmadan başka herşeye benzemişti ama olsun o çiçek kokusu bana yetmişti
Osmaniye'ye gittikce alıp getirdiğim maraş tarhanası var
Yolda mide bulantılarıma dayanamaz olunca açtım paketi tarhana yemeye başladım
Arkadan çocuklar, yandan sevgili eşim ellerini uzatıp tarhanama ortak oldular
Farkında olmadan uzun bir zaman tarhana yemişim sonunda "biriniz alın şunu önümden" dedim
Bizimkiler çok güldü baktım harbiden yol boyu durmak sızın tarhana yemişim paketin dibinde az bişey tarhana kalmış
Bizim oralarda yapılan şalgam ile burda satılanlar arasında ciddi fark vardır
Herkesin yaptığı şalgam içilmez bizde
Hüseyin amca vardır gidip adam aranır bulunur ondan şalgam alınır
Yada merkezde belli yerlerden şalgam alınır yanında da simit.... muhteşem bir ikili oluştururlar
Özellikle bayramlarda yapılan kömbeyi de uzun zamandır yememiştim
Baharatlı, şekerli bir çeşit kurabiyedir bana göre
Aylarca kalsa da bozulmuyor
Birde çok sevdiğim siyah hurma vardır
Buralarda çok fazla bulamıyorum
dış görüntüsü yeşil, sarı arası birşeydir
Hurmanın biraz sert olanı benim için makbuldur
Onunda mevsimiymiş bolca yedim
Yıllardır yemediğim bizim oralardaki adı papuç inciri olan bir meyve varki muhteşem birşeydir
Ağustos ayında bolca pazarlarda bulunuyormuşAnnem geçen pazarda gördüm, dediğinde bana pazar yolları göründü, hazırlandım gitmek için ama bazi sebeplerden gidemedim
Ölmezde sağ kalırsam eğer seneye bana gönderecekler
Bu inciri temizlemesi zahmetlidir
İnce olan dikenleri eliniz başta olmak üzere her tarafınıza batabilir
İyi temizlenmezse boğazınıza batması muhtemeldir:)
Osmaniye yolculuğumda yediğim içtiğim ve gördüklerimi paylaşmaya çalıştım geçte olsa:).
İnsanları sıcak kanlıdır
Misafir perverdir
Her gittiğimde biraz daha geliştiğini gözlemliyorum gelecek nesillerin çok daha iyi şartlarda yaşayacağına dair umut verici bir gelişmedir bu
Trafiğine çıktığınızda İstanbul trafiğini mumla ararsınız
Yayalar çok az olan kaldırımlarını nadir kullanır
Yolun ortasında yürüyen yayalara rastlamak sıradan bir olaydır
Yayaların aniden önünüze çıkma ihtimaline karşı heran hazırlıklı olmanız gerekiyor
Bir diğer hazırlık yapmanız gerekense motorsiklet ve bisikletli sürücülerdir
Arabadan daha çok bisiklet ve motorsiklet ile trafiği paylaşırsınız
Kurallar Osmaniye de çiğnenmek için konulmuştur
Uydukları tek kural trafik ışıklarıdır
Bunca zamandır kırmızı ışıkta geçene henüz rastlamadım
Evler genelde sıvasızdı ama artık bu konuda bayağı bir ilerleme kaydedilmiş
Çok lüks evler yapılmış
Bu da şehrin biraz daha düzenli görünüme sahip olmasını sağlamış
Gezip görülecek çok fazla yeri yoktur en fazla iki günde tüm şehir gezip görülebilir
Benim gibi birinin yaşaması biraz zordur
Antep, Adana, Maraş gibi komşu illere gidip gelmekten ailem maddi manevi perişan olurmuş:)
Şimdi 4 günlük Osmaniye ziyaretimde bayramlaşma faslı dışında neler yaptım birazda onları yazayım
Bisiklet sürmeyi bu sefer öğreneceğim diye inat ettim
Bisikletten bir kere fena düştüm.Ben altta bisiklet benim üzerimde offf ayağım, diye bayağı sızlandım ama sonra kalktım yine devam ettim
Şuan hala bacaklarımda düştüğümde oluşan hasarı gördükce deli cesaretime hem gülüyorum hemde hayret ediyorum
Çocukların maskarası oldum ama olsun sonunda öğrendim azda olsa:)
Düşe kalka 100 metre kendi cabamla gidebilmeyi başardım
Hala/teyze ayıp ya her geldiğinde öğreneceğim diye biniyorsun ama hala öğrenememişsin, diye halime güldükce yiğenlerim, benden fırçayı yediler
Sonra motorsiklete bindim
bunu gören yiğenlerim sen bisikleti sürmeyi öğrendin de sıra buna mı geldi, diye takılmaya başladılar
Birazda araba kullandım
Mustafa'nın dediğine göre direksiyon hakimiyetim oldukca iyiymiş
Ehliyeti ilk aldığım da hocalarda aynı şeyi söylüyordu kimse benim hayatta ilk kez araba kullandığıma inanmamıştı
Otomatik vitesi nasıl kullanacağımı anlatmayan sevgili eşimin de katkısıyla adamın birini ezmekten son anda kurtulunca korkudan arabaya binemez oldum o ayrı mesele ama yakında trafiğe çıkacağım,
Allah'ın izniyle ben bu korkumuda yenerim
Mezarlıktaki akrabaların hepsini ziyaret edip hal hatır sorma, geçmiş günleri yad etme faslı uzayınca sıkılan yiğenlerim Mustafa'nın arabasının bagaj kapısını yukarı kaldırıp bagaja oturarak ziyeretleri gercekleştirmeye başladı
Onlara heveslendim aranızda bana da yer açın geliyorum, dedim:) Çocuklar nasıl seviniyorlar tabi ben onlardan daha çok seviniyordum
Annem, kardeşlerim, kuzenlerim "kırk yaşına gelsen de sen akıllanmayacaksın, hiç mi büyümeyeceksin in aşağı ayıp" deselerde kim takar
Arabanın arkasında beni görenler dönüp dönüp bakıyordu ama harbiden zevkli birşey
Tamam kabul ediyorum çocukca bir şey ama olsun bayram sebebiyle benim de çocukca şeyler yapma hakkım vardı:)
Yediklerime geleyim:)
Çocukluğumda kahvaltılık zahter yemesini çok severdim.
Antepli bir komşumuz vardı onlar vesilesi ile zahter ile tanışmıştım
Yine yıllar sonra yediğim bir başka güzel tat ise kabak çiçeği dolmasıydı
Gerçi annem pişirirken ocağın ateşini kısmayı unuttuğu için dolmadan başka herşeye benzemişti ama olsun o çiçek kokusu bana yetmişti
Osmaniye'ye gittikce alıp getirdiğim maraş tarhanası var
Yolda mide bulantılarıma dayanamaz olunca açtım paketi tarhana yemeye başladım
Arkadan çocuklar, yandan sevgili eşim ellerini uzatıp tarhanama ortak oldular
Farkında olmadan uzun bir zaman tarhana yemişim sonunda "biriniz alın şunu önümden" dedim
Bizimkiler çok güldü baktım harbiden yol boyu durmak sızın tarhana yemişim paketin dibinde az bişey tarhana kalmış
Bizim oralarda yapılan şalgam ile burda satılanlar arasında ciddi fark vardır
Herkesin yaptığı şalgam içilmez bizde
Hüseyin amca vardır gidip adam aranır bulunur ondan şalgam alınır
Yada merkezde belli yerlerden şalgam alınır yanında da simit.... muhteşem bir ikili oluştururlar
Özellikle bayramlarda yapılan kömbeyi de uzun zamandır yememiştim
Baharatlı, şekerli bir çeşit kurabiyedir bana göre
Aylarca kalsa da bozulmuyor
Birde çok sevdiğim siyah hurma vardır
Buralarda çok fazla bulamıyorum
dış görüntüsü yeşil, sarı arası birşeydir
Hurmanın biraz sert olanı benim için makbuldur
Onunda mevsimiymiş bolca yedim
Yıllardır yemediğim bizim oralardaki adı papuç inciri olan bir meyve varki muhteşem birşeydir
Ağustos ayında bolca pazarlarda bulunuyormuşAnnem geçen pazarda gördüm, dediğinde bana pazar yolları göründü, hazırlandım gitmek için ama bazi sebeplerden gidemedim
Ölmezde sağ kalırsam eğer seneye bana gönderecekler
Bu inciri temizlemesi zahmetlidir
İnce olan dikenleri eliniz başta olmak üzere her tarafınıza batabilir
İyi temizlenmezse boğazınıza batması muhtemeldir:)
Osmaniye yolculuğumda yediğim içtiğim ve gördüklerimi paylaşmaya çalıştım geçte olsa:).
Bayram Tatili ve Osmaniye
Bayram ziyareti için Osmaniye'ye ailemi ziyarete gittik.
Yolculuğumuz bayramın 1. günü sabah saat 04.20'de başladı
Bayram namazi Tem Bolu batı çıkışından sonraki ilk köy camisinde kılındı.
İkinci mola yerimiz Aksaray'dı.Yukardaki fotoğraf mola yerindeki camiye ait
Bulut sevdalısı iki kişi aynı arabanın içinde olunca bulut fotoğraflarının bol miktarda çekilmesi doğaldır:)
Mezarlıktaki yakınlarımızı ziyaret ettiğimiz sırada çıkan yangından insanın tüylerini ürpertecek bir fotoğraf.
Teyzemin bahçesinden dalından yeni kopmuş hurma
Yolculuğumuz bayramın 1. günü sabah saat 04.20'de başladı
Annemlere 17.30'da ulaştık ve tüm aileyi bizi beklerken bulduk:)Bayramlaşma ve hasret giderme faslından sonra erkek kardeşimin yaptığı bir yemeği ailece hoş bir sohbet eşliğinde afiyetle yedik.İlk gün yolculuğunda verdiği yorgunlukla hiç bir ziyaret yapmadık.Bayramin 2. günü sabah kalkıp mezarlığa gittik.Mezarlık ziyaretinden sonra mahalledeki eş dost ziyaretlerini gerçekleştirip tek tek bayramlaştık.
Bayramin 2. günü akşam yemeğine kız kardeşime davetliydik.Yöresel yemeklerimizden hazırlamış.Yemekten sonra yıllardır oynamadığımız yüksük oynunu oynadık.Gece 03.30'a kadar oyun oldukca eğlenceli şekilde devam etti.
Bayramın 3. günü sabah erkenden kalkıp bahçeden topladığımız sebze ve meyvalarla birlikte güzel bir kahvaltı yaptık.
Teyzemin bahçesinden koparılan nar
Kabak çiçeği dolmasını ben çok sevdiğim için çiçekleri görür görmez indim bahçeye ne bulduysam topladım:)
Kahvaltı sonrası Karacay'a çay içmeye gittik
Karacay'da Emin'in sebep olduğu ciddi bir kaza atlattık.Verilmiş sadakamız varmışki sadece bizim ve kardeşimin arabasında maddi hasarla kimseye zarar gelmeden kurtulduk.
Bayramin 4. günü eve dönmek üzere yola çıktık.Pillerin şarjı bittiği için dönüş yolculuğunda fotoğraf çekemedim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)