30 Mart 2009 Pazartesi

Bursa

Cumartesi sevgili eşim Bursa'ya iş ziyareti gerçekleştireceğini söylediğin de küçük şımarık çocuklar gibi "n'olur ben de geleyim" diye ısrar etmeye başladım
Sabah giderken sana haber veririm hazır olursan gel ama ben seni merkeze gidebileceğin bir yerde bırakırım kendi imkanlarımla giderim diyorsan benim için sorun yok, dedi....Allaahh gitmez miyim:))
Cumartesi sabah sevgili eşimi işe uğurlarken Furkan da uyanmıştı "annecim bugün dersaneden geldiğin de ben evde olmayacağım Bursa'ya gidiyoruz", dedim
Beyimiz iskender amcasını çok seviyor "anne Allah aşkına ölümü gör beni de götür iskender yiyelim" diye ısrar etti..
Dersaneden işledikleri konuları alıp evde çalışmak üzere anlaştık
Saat 11 gibi sevgili eşim aradı hazırlanın diye11.30 da yola çıktık
Öğlen saat 13'de Bursa'ya ulaştık
Bursa'ya yıllar önce gitme teklifi geldiğinde kabul etmemekle doğru bir seçimde bulunduğumuzu görmek beni mutlu etti
Ben İstanbul gibi bir şehre aşık olduğumdan belkide öyle hissettim bilemiyorum ama hoşuma gitmedi
Şehreküstü'ne gittik
İlk önce Ulu camiyi arayıp bulduk
Ulu camiye çıkan yokuşta kendimizi İstanbul sokaklarında dolaşıyor gibi hissettik
Cami'nin içinde tadilat vardı
Bugüne kadar bir çok cami ziyaret ettim ama bu kadar çok çocuk sesini ilk kez Ulu camide duydum
Her yerden çocuk sesleri geliyordu
Cami ziyaretimizden sonra Orhan gazi ve Osman gazi türbesini aramaya başladık
Sora sora Bağdat bulunur diyerekten bizde sorarak gideceğimiz yeri bulduk
Türbe ziyaretimizi yaptıktan sonra manzarayı izlemeye gittik
Yükseklik korkusu olan iki insan gidiyor en yüksek noktadan aşağıya bakmaya çalışıyor çok komiktik anaoğul:)
Bir sonraki ziyaretimiz Üftade hazretleriydi ama okların gösterdiği yönü takip etmemize rağmen bulamadık.
Furkan kaybolacağız diye tedirgin oldu yoksa ben Allah'ın izniyle bulur ziyaret ederdim ama nasip olmadı işte
Baktım benim velet açıktığından huysuzlanıyor suratından düşen bin parça İskender amcasını ziyaret vaktimiz gelmiş dedim
Kapalı çarşıların birinde önerilen bir restoranı aramaya başladık ama bulamadık.
Sağımızda solumuzda bir çok yer gördük beğenmediğim için sabırlı olmasını sevgili oğluma tavsiye edip gittik zabıtaların konağına sorduk; biz buraların yabancısıyız İskender yiyebileceğimiz bir yer önerir misiniz? dedik
Onlarda dünya bir yer geldiğimiz yönü göstererek bizi yeniden yokuşu tırmanmaya yönlendirdiler
Uzun ve yorucu bir yürüyüş sonrasında İskender amcamızın 3. kuşak mekanlarını bulduk
Küçük şirin bir restoran
Garsonlar çok güler yüzlü ve kibar
Boş sandalye bulmak çok zor
Herkes birbirinin masasına oturabiliyor
Ben mekanı da hizmeti de beğendim
Kapalı çarşıları gezdik
Furkan kısa bir süre sonra sıkıldı babasını aramaya başladı
Babacım hala işin bitmedi mi biz gelelim ya da sen gel bizi al, demeye
Sevgili eşim "az kaldı" diye bizleri oyaladı sonunda Furkan "bu babam beş dakika diyorsa anne biz daha çok bekleyeceğiz demektir" diye takıldı
Öyle de oldu
Sıkıldık dediğin de saat 16'yı gösteriyordu sevgili eşimle buluştuğumuzda saat 18.30 olmuştu:))
Arabaya bindiğimde sevgili eşim güzel! haberi verdi amcam merdivenlerden düşmüş ayağını alçıya almışlar....
Dönüş yolunda Gemlik'den geçerken zeytin ürünleri almadan dönmek olmazdı bizde olması gerekeni yaptık
İstanbul'a ulaştığımızda saat 21.45 olmuştu....

Keyifli güzel bir yolculuk yapmış olmanın mutluluğunu yaşadık anne-oğul.....















Eminönü

Kadıköy'den çıktım yola iskeleden bindim vapura:)Yine her zamanki gibi martılar ile dans etmeyi istesem de hava çok soğukdu camdan dışarıyı izlemekle yetindimİstanbul'un en güzel yerlerinden birisidir Eminönü.İstanbul'a yolu düşen hemen herkesin Yeni Cami de güvercinler arasında çekilmiş bir hatıra fotoğrafı albümleri süslediğine inanıyorum


Yeni Cami'nin minareleri geçen zamana inat hala bütün güzelliğiyle hayatta kalırken mevsime yenilip yapraklarını dökmüş olan ağacın görüntüsü en sevdiğim fotoğraflarım arasına girdi

Mısır çarşısı rengi ve kokusuyla insanı büyülüyor.....Her dilden, her milletten ve her dinden insanı aynı yerde görmemiz mümkün.....




Kurutulmuş meyve tatlarını pek sevmesem de renk çümbüşünü izlemek muhteşem bir şey benim için



Barış Manço'nun şarkısıyla varlığını öğrendiğim "Hatmi çiçeği" ile nihayet tanıştım.Çocukluğumun geçtiği memleketim de bir çok bahçeyi süsleyen bir çiçeği Hatmi çiçeği olduğunu görmek beni şaşırttı


Mısır çarşısına ne zaman gitsem sanki ilk kez bu manzarayı izliyormuşcasına hayran hayran bakarım renklerin güzelliğine.....

Eve dönüş yolcuğunda hava iyice bozmaya başlamıştı......Fotoğrafcılar için bulutlu bir gökyüzünün neden vazgeçilmez olduğunu bulutların gösterisini izlerken daha iyi anlıyorum


Gemilerden yansıyan ışıkların suyun üzerindeki görünümü, fotoğrafa yansıyan dokusu elime fırçayı, boyayı alıp yağlı boya çalışma isteğine yol açsa da hala yarım kalan tablolarım tembelliği bırakacağım günü sabırla beklemeye devam ediyorlar:)


Doktorun kanserli hücrelerin dağılmasında faydası var dediği memleketten gelen turunç reçelinin hem rengi hemde tadı süper....Kardeşimin ellerine sağlık:)



Ailemin bir arada olduğu tek gün pazar sabahlarıdır.....Bu sebeple pazar kahvaltıları benim için önemlidir.....Aslında pazar günü hiç kimse kendine özel program zorunlu olmadıkca yapamıyor bizde....

Emin ile ikimizin özenerek hazırladığı mayonezli yumurtayı ailenin diğer üyeleri beğenmedi....Bir kez daha anladım farklı tatlar bu ailede sevilmiyor(benim dışımda).....

Allah'ın verdiği en güzel nimetlerden elma,tarcın ve hamurun sevgiyle birleşimi.....
15 mart 2009 gezimden bana kalanlar.........










10 Mart 2009 Salı

Damlalar

Çok başarılı olmasa da bir kaç damla fotoğrafını da yeri gelmişken paylaşayım:)















Bir Yudum Sevgi...

Beni bilen bilir titiz biri değilimdir.
Titiz olduğum tek şey yediklerimdir.
Marketten yada bakkaldan zorunlu kalmadıkca ekmek almıyorum
Önüne gelen elleriyle ekmeğe dokunuyor o eller pismidir temiz midir Allah bilir
Fırından taze çıkmış ekmeği almayı uygun görsek de yapım aşamasında ne kadar titiz davranılırsa davranılsın evdeki gibi temiz olmuyor
Ekmek yapma makinaları çıktığından beri alsam mı almasam mı diye düşündüm
Almayı istemedim; evde kullanmadığım o kadar küçük ev aleti varki buda onlar gibi olur diye endişelendim
Almayı istiyordum çünkü; yediğim şeylerin nasıl yapıldığını bildiğim için gönül rahatlığıyla tüketebilecektim
Bir hafta öncesine kadar bu düşünceler zaman zaman aklımı meşgul etti
Bir hafta önce daha önce duymadığım bir kelimeyi google amcaya sorduğumda karşıma ekmek yapımı ile ilgili bir site çıktı
Bu sitede ekmek tarifleri hem makina hemde elde yapım için verilmişti
Burdan yola çıkarak kendi ekmeklerimi yapmaya karar verdim
İlk iki denemem çok başarılı olmadı
Daha sonra farklı bir yöntemle ekmek yaptım sonuç muhteşemdi
Çiçek ekmek yaptım
Sonra karadeniz ekmeğine benzer şekil verip aynı hamurdan başka bir ekmek daha yaptım
Fırından çıkar çıkmaz hemen komşulara ikram ettim.
Ertesi gün başka bir komşum kapıdan selam verdiğinde çaya davet ettik
Ona da ekmeklerden birinin yarısını verdim
Kalan ekmekleri de üzerini sarıp bir kaç gün sakladım
Yaptığım üç tane ekmekti bir hafta bizim eve ekmek girmedi
Hafta sonu akşam yemeğe misafirimiz vardı
Ben bir ara misafirleri evde bırakıp dışardaki işimi yapmak için evden ayrıldım
Sağ olsun sevgili misafirimiz tezgahın üzerinde duran ekmekten bir parça alıp yiyeyim demiş
Sonra bir parça daha derken ekmeği tek başına yemiş bitirmiş:)
İşin güzel tarafıda ekmeğin yanında pastaneden sabah kahvaltısı için aldığımız paskalya ambalajıyla duruyordu ekmeği de pastaneden aldık sanmış:)
Bugün akşam yeniden ekmek yaptım ve sonuç yine mükemmel:)
Şuan saat 2 sabah erken kalkacağım ama güzel bir şey yapmış olmaktan dolayı duyduğum mutluluk sebebiyle yorgunluk hissetmiyorum bile
Evde ekmek yapmak hem zahmetli hemde masraflı ama ekmekler fırında pişerken eve dolan mis gibi ekmek kokusu yok muuu ooffff.... hele birde ekmekleri fırından çıkartığınızda gönül rahatlığıyla tüketmek yok muuuu süper bir şey
Yakında seri üretime geçeceğim isterseniz size de kargoyla yollarım:)

İnsan ne yaparsa yapsın içine bir yudum sevgi koydu mu sonuç her zaman mükemmel oluyor



Haşhaşlı ekmek

Çiçek ekmek



25 Şubat 2009 Çarşamba

Kartepe

Sabah erkenden beyleri kaldırdım
Uzun zamandır geç saatlerde kalkmaya alışmışlardı pazar sabahı bu kadar erken kalkmak zor geldi beylere
Kahvaltı sofrasına birkarış asık suratla ve söylene söylene oturdular
Neymiş efendim niye gidiyormuşuz evde otursak olmazmıymış da bilmem neymiş de her zamanki hikaye....
Acele yapılan kahvaltı sonrası saat 10'da Kartal gişelerinden otobana giriş yaptık
Yolculuk Kartepe'ye.....

Biz evden çıkarken yağmur yeni başlıyordu ama yol boyu bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyordu
Yağmuru gören Emin hadi dönelim demeye başlasa da işe yaramadı biz yola devam ettik
Kahvaltımızı yapıp yola çıktığımız için dönüşte yemek yeriz diye düşündük
İlk durak Kartepe green park otelin pisti oldu
Arabadan indiğimiz an bizi müthiş bir soğuk ve yağmur karşıladı
Kayak pistine ulaşıncaya kadar biz zaten ıslanmıştık
Teleferiğe bindiğimiz de ben çığlık çığlığa bağırıyordum
Yükseklik korkum var birde fırtına bize eşlik edince benden başka bir şey beklenmez
Birde teleferik için bilet alırken görevliye sordum eğer uzun tur yapılıyorsa ondan alacaktım yağmurdan dolayı uzun tur kapalıymış...hamdolsun kapalı yoksa ben ona da biner sonra da indirin beni diye bağırırdım
Furkan geçen hafta ayağını incitmişti ben kayak yapmam,dedi
Salih zaten leğen kemiğini kırdığından beri tehlikeli tüm sporlardan uzak duruyor
Ben deli cesaretine sahip olsam da ayaklarımdan olmayım diye kayaktan bu sefer uzak durdum
Emin de ben yalnız kayak yapmam, dedi bizde kızak kiraladık
En uç noktaya kadar tırmanıp tepeden aşağıya doğru zevkli bir çok iniş yaptık
Pist alanı oldukca kalabalıkdı
Kızaklardan düşeni mi ararsınız
İlk kez kayak yapmaya çalışan acemileri mi ararsınız
Kızak kiralamak yerine naylon poşeti kızak yerine kullananı mı
Ne ararsanız vardı piste
Hali vakti oldukca iyi olduğu belli olan iki bayanın dağa kibar tırmanışlarını izlerken ben çok güldüm
Gitmişler birer tane kızak kiralamışlar ama daha kendileri karda yürüyemiyor birde kızaklı halleri görülmeye değerdi
Fazla kibarlık eğlenceden mahrum ediyormuş insanı kızağa bile binemeden pistten ayrıldılar gariplerim:)

Sırıl sıklam olduğumuz için biz hemen dönüşe geçtik

Beyler hiç arabadan inmese de ben Maşukiye'de indim pazardan sebze alışverişi yaptım
Hemen pazarın yanındaki küçük ama çok temiz olan Abaza çerkezlerinden olan bir beyin dükkanından çerkez peyniri, isli peynir, köy ekmekleri falan aldım
Ekmek yeni yapılmış sıcacıkdı
Daha arabaya bindiğim an beyler ekmeğe saldırınca hareket etmeden tekrar gidip hem köy ekmeğinden hemde mısır ekmeğinden aldık
İzmit'e gidip de pişmaniye almadan dönmek olmazdı.....

Hepimiz için farklı ama eğlenceli bir gün oldu

Eğer günü birlik kartepe'ye gitmek isterseniz yanınıza yedek kıyafetler almayı unutmayın
Kar kıyafetleri otelde kiralanıyormuş -biz dönerken farkettik- mümkünse birer tane kiralamak iyi olur
Sabah kahvaltısını evde yapmak yerine biraz erken yollara düşüp yol kenarındaki küçük/büyük restoranlardan herhangi birinde köy kahvaltısı yapabilirsiniz
Yok biz kahvaltımızı evde yapalım derseniz de otele ulaşmadan önce yemeğinizi yerseniz iyi oluyor

Biz Allah izin verirse en kısa zaman da tekrar gideceğiz
Ben giderken kızak yerine kırık bir leğen bulacağım onunla kayacağım:))

Eve döndüğümüz de dönerken aldıklarımla yemek hazırladım
Yemekten sonra karşıya geçmem gerekti
Eve gelir gelmez de çay demledim veee ben artık giderim mis gibi çayımı içerim abicim:)

Selametle

Not; bu yazı 08.02.2009 tarihinde yazılmıştır.İş sebebiyle ancak bugün yayınlayabiliyorum affola:)






































Bir pazar günü

İki hafta önce bir pazar günü güzel bir kahvaltıyla güne başlamıştık.
Emin,sadece kahvaltıda bizimle birlikteydi.
Kahvaltıdan sonra arkadaşlarıyla birlikte emin dışarı çıktı
Alenin geri kalan üyelerine amcamda katılarak hep birlikte ikindiden sonra Eyüp Sultan hazretlerini ziyarete gitmiştik.Her zamankinden daha uzun Eyüp'de kaldık
Eve dönerken makinamda güzel bir kaç fotoğraf gönüllerimizde tatlı bir huzur vardı.....

Ailece geçirdiğimiz bir pazar gününün fotoğrafları alttadır:)

Selam ve sevgiyle










































Hakkımda